Düşündü, düşündü, düşündü ve son anda aklına geldi, bugün pek legal olmayan bir şirket ile görüşmesi vardı. Aslında o görüşme diyordu fakat şirketin amacı onları yeni keşfettikleri, yıllardır kimsenin dikkatini çekmeyen dünyadan da pek uzak olmayan bir gezegende koloni kurmak idi.
Şirketin aradığı ilk ve son adam ise bizim gibi bir adamdı, yalnız, başına bir şey gelirse tazminat ödemek zorunda olmadıkları birisi.
Hatırladıktan sonra kalktı ve aynada kendine baktı, tam bir ölü gibi gözüküyordu. Sade ve düz elbiselerini giyip yalandan saçını tarayıp 2 fıs parfüm sıktıktan sonra evden çıktı, kapısının önüne geldi ve hiç onun gibi ölü olmayan motoruna baktı, ne zaman görse içi hoş olurdu. Bakmayı bırakıp bindi, kaskını taktı ve telefonundan navigasyon açıp şirketin konumunu girdi ve kaskın vizörünü kapatıp gaza asıldı ve gidemedi, kendini ana karakter işine kaptırdığı için vitesi boşta unutup gaz vermişti. Toparlandı ve vitese alıp yola koyuldu.
Bugün ekstra unutkan olduğunu farketti, müzik bile açmamıştı, hızlıca telefonuna bakıp kaskına bağlandı ve müziğini açıp yoluna daha keyifli şekilde devam etti. Yol uzun değildi, sadece o kurallara ekstra uyuyordu.
30 dakika sonra;
Ona atılan konuma gelmişti, etrafa bakındı ve beklediği nasa görüntüsünü alamadı, aksine bayağı dümdüz bir bina ve arkasında devasa çorak arazi olan bir yer idi. Yanlış gelme ihtimali de yoktu binanın önünde şirketin adı yazıyordu, belki de bu işleri farklı yerlerde yürütüyorlardır dedi ve bu duruma takılmadan kaskını çıkarıp çantasına koydu ve binadan içeri girdi.
Girdiği gibi onu klimanın soğuğu ve çok hoş bir koku karşıladı, etrafa bakındı ve kendince resepsiyon diyebileceği bir yeri görüp oradaki kadının önüne gidip sordu;
+Merhaba, iş görüşmesi için gelmiştim ama, doğru mu geldim?
-İsmini alabilir miyim?
+Tabi, tek isim sahibiyim Claude.
-Kontrol ediyorum.
+Tabi ki.
-Claude bey hoşgeldiniz, size mail atıldı fakat bakmadınız sanırım 1 saat sonra sizi özel bir araba almaya gelecekti.
+Ah evet pek kontrol etme huyum yoktur, erken geldim sorun olmaz herhalde etrafı tanırım.
-Tabi, ileriye gidip sağdaki asansöre binin ve 19. Kata çıkın, müdüremiz sizi bekliyor.
+Teşekkür ederim, iyi günler.
-İyi günler.
Resepsiyondan ayrıldı ve asansöre yöneldi, bindiğinde ise beynindeki çarklar dönüp fark etmesini sağladı, müdüre mi? Böyle bir kelimenin olduğunu bile bilmiyordu, düz mantığını kullandı ve içinden söyledi "sanırım kadın müdürleri var" evet maymun matematiği ile durumu çözmüştü. Bunları düşünüp hastalıklı mizahı ile içinden eğlenerek 19. Kata geldi, kapı açıldı ve kendini direkt bir ofisin içinde buldu, karşısında ise pek de büyük olmayan bir masa, masanın ardında kızıl saçlı ve takım elbiseli bir hanımefendi gözlüklerinin ardından gözlerini ona kitlenmiş bakıyordu. Bir an rahatsız oldu fakat asansörden çıkıp önüne geldi ve konuştu;
+Merhaba, iş görüşmesi için gelmiştim, Claude ben.
-Merhaba Verona bende, tabi görüşebiliriz.
Verona ismini duyduğu zaman tüyleri diken diken oldu, zihninde anlık bir kaos yükseldi, göremediği ama hatırladığı anılar yüzeye çıkmıştı, anlam veremedi ve devam etti.
+Daha önce görüşmüştük zaten telefonda, kabul edildiğim söylendi fakat içeriği tam olarak söylenmedi, sormam da bir sakınca yoktur herhalde?
-Ah tabi ki hayır, cal-24 adında bir gezegen keşfettik uzun zaman önce, uzun zamandır da testler ve insansız keşifler yapıyoruz, son denememiz ise 2 kişi göndermekti ve başarıya ulaştık. Şimdi ise koloni için sizi işe aldık, göreviniz 100 kişilik bir ekibe temel şekilde liderlik yapmak, ast sistemlerimiz mevcut, tek lider siz değilsiniz herkes kendi görevinin lideri. Eeeee ııııı.
Kadının gözlerinin içine kitlenmiş bakarken en başından beri kesintisiz konuşan kadın aniden kalıp ee'lemeye başlamıştı, kaşını kaldırıp baktı ve söyledi;
+Bir sorun mu var?
-Aslında evet, ben burada yeniyim ve siz geldiğiniz de önümdeki kağıdı okumam söylendi, ama devamı yok orada önemli bilgiler olacağı söylemişti.
+Bu biraz kural dışı sanki?
-Bilmiyorum, özür dilerim lütfen beni şikayet etmeyin.
+Ne? Hayır neden edeyim? Aksine eğlenceliydi, resmiyete pek bayılmam açıkçası. Harici bildiğin hiçbir şey yok mu gerçekten?
-Mmmm duyduğum tek şey 80 kadın 20 erkekten oluşan bir ekip olduğu senin ise 101. Kişi olup ast dışı şekilde liderlik yapacak olmanı biliyorum.
+Anladım tamam, sorun yok, zaten böyle bir şey olduğunu anlamıştım, biraz araştırmak yetti, peki ne zaman gidiyorum, nereden gidiyorum?
-Asansör ile -20. Kata inin, çıkacağınız gemi orada, oradaki kişiler kalan kısımda yardımcı olur.
+Peki teşekkür ederim, kendine iyi bak.
Son kısmı söylerken iyice gözlerine kenetlenmişti, sesi ve diksiyonu yerindeydi bu yüzden yeni müdür yutkundu ve kafa sallamak ile yetindi. Claude kalktı ve asansöre yöneldi, bindi ve -20 tuşuna bastı. İnerken düşündü, yaşadığı dünya da artık bunlar çok normal sayılırdı, koloni kısmı da ilk defa duyulan bir şey değil aksine çok fazla şirket bunu yapıyordu, onun dikkatini çeken şey ise bu şirketin resmilikten uzak olmasıydı. Eskiden yıllarını bu tarz şirketlerde çalışarak geçirmişti ve ilk defa karşılaşmıyordu. Düşüncelere dalmışken kapının açılması ile yüzüne sertçe vuran soğuk hava onu kendine getirdi, asansörden dışarı adımını attı ve etrafa bakındı.
Dizayn olarak aşırıya kaçılmamış, siyah beyaz ve kırmızı renk kombini ile sade bir tasarım yapılmıştı, bunu gördüğü gibi direkt tav oldu, en sevdiği renkler bunlardı zaten. O etrafı incelerken yanına onu gönderecek adam geldi;
+Merhaba, Claude mu?
-Evet.
+Gray bende memnun oldum.
O adı duyduğunda yine aynısını yaşadı, fiziksel olarak beyni kasılıyordu sanki, anlam veremedi ve devam etti.
-Bende memnun oldum, nereye gidiyoruz?
+Hexat-0 olan gemimize gidiyoruz, ana ekip ile tanışacaksın.
-Pekala.
Bir kaç kapı geçtikten sonra büyük bir hangar benzeri yere geldi, oraya yakışır biçimde gerçekten devasa bir gemi vardı. Pek filmlerden çıkmış gibi durmuyordu, fizik kurallarına uygun ve yasaları kullanan bir gemiye benziyordu. Biraz daha yürüdükten sonra üniformalı bir kadın gördü, düşündü neden bu kadar çok kadın vardı? Ayrımcı birisi değildi fakat bu ona garip ve anlamsız geldi. Yanına gitti;
+Merhaba, Claude ben, sende kaptan mısın?
-Merhaba da, hangi çocuk çizgi filminden çıktın sen? Dışarıda da umarım birileri ile böyle tanışmaya çalışmıyorsundur hahaha evet ben kaptanım diyebiliriz.
+Kusura bakmayın.
Dedi ve cevap vermesine izin vermeden uzaklaştı, kendi istese resmi ve seri katil soğukkanlılığı ile konuşabilirdi, insanlar onu yanlış tanımasın diye pozitif rolü yaptı, onda da dalga geçildi. Rol yapmanın ne kadar aptalca olduğunu fark etti ve bir daha yapmamaya karar verdi. Biraz dolandıktan sonra başka birisini gördü ve yanına gitti;
+Ekipten misin?
-Evet, sen kimsin?
+Claude, memnun oldum.
-Annie bende memnun oldum, senin görevin ne?
+Lidermişim, sen?
-Ha sen o çok bahsedilen lider misin? Ben seni daha kaslı bekliyordum lider dedikleri için.
+Önyargılarınızdan kurtulun, bende seni daha güzel bekliyordum dersem hoş olmaz herhalde değil mi?
-Haklısın, özür dilerim.
+Önemsiz, kalkış ne zaman?
-30 dakika sonra, tekrar özür dilerim.
+Peki teşekkürler.
Kızın neden 2. özrünü dilediğini anlamadı, boşverdi ve gemiye yöneldi, kapısı en arkada idi şimdi oraya kadar yürümesi gerekiyordu. Yürümeye başladı, yürürken ise yanına birisi geldi;
+Merhaba liderimm.
-Merhaba?
+Eva ben, senin asistanınım.
-Anladım anladım, bu pozitiflik nereden geliyor?
+Üzgünüm kuralları çiğnediğim için, sizi mutsuz gördüm ve o yüzden öyle davrandım lütfen beni cezalandırmayın.
-Ceza mı? Öyle garip kurallarım yok, istediğin gibi takılabilirsin.
+Teşekkür ederim efendim.
Asistanı da yanına alarak yürümeye devam etti, vardı ve içeriye bakındı yine sade bir tasarımı vardı, gemiye çıktı ve asistanına sorup kalacağı yere bakmak için yola koyuldu.
Odasına girdiği gibi kafasında bir ses yankılandı "Beni hisset", asistanına döndü;
+Efendim? Bir şey mi dedin?
-Hayır efendim.
+Tamam o zaman.
Bugün yaşadığı 3. Garip olaydı, yine anlam veremedi ama bir şeylere anlam verememek pek onluk bir şey değildir, sinirlenmeye başlamıştı. Sonra durdu ve sinirinin zarardan başka bir şey getirmeyeceğini bildiği için kendini sakinleştirdi ve kalkışa kadar oturup asistanı ile muhabbet edip onu tanımaya çalıştı.
25 dakika sonra.
Duvarlardan bir ses yükseldi "KALKIŞA 5 DAKİKA KALDI, HAZIRLANIN", claude ise çoktan hazırlığını yapmış içeride bekliyordu. Yüzlerce kişi bolca ses eşliğinde konuşup oradan oraya koşturuyor, kontrolleri sağlıyor ve kalan ekipmanların ve yedek cihazların yüklemesini yapıyordu, son aşama da tamamlandı ve herkes gemiye binip yerini aldı. Claude ise bu sırada herkesi izleyip analiz etmişti, fark ettiği ilk şey ise kaptanlar hariç kimsenin kaptan bölümüne değil girmek yakınından bile geçmediğiydi. Asistanından öğrendiği kadarıyla kendisi girebiliyordu, düşündü ve bunu pek mantıklı bulmadı bu işin içinden bir şey çıkacak gibiydi. Merakına yenik düştü ve kaptan bölmesine gitti, 2. Kaptan olduğunu ise orada öğrendi, 2 kadının gemi sürecek olmasını düşündü ve aklına "acaba dönecebilecekler mi?" Sorusu geldi ve içten içe güldü. Tam gülmeye devam edecekti ki sağına baktığı zaman 3. Koltuğu gördü, gemi çoktan kalkışa geçmiş 2 kişi zaten kullanıyor idi peki 3. Kişi kimdi? Merak etti ve tanışmadığı kaptana sordu;
+Kaptan, 3. Koltuğa kim geliyor?
-Sen kimsin? Burada olmaman gerekiyor senin.
+Claude ben, asistanım söyledi buraya girebildiğimi.
-Claude mu? Özür dilerim kaba tavrım için, adım Elisa, 3. Koltuk sizin efendim.
+Anladım teşekkür ederim.
Claude hızlı bir şekilde oradan ayrıldı ve odasına gitti, odasında asistanı onun yatağına yüz üstü uzanmış, ayaklarını sallayıp defterine bir şeyler karalar halde gördü;
+Asistan ismi uzun, sana asi diyeceğim bundan sonra ve bana söyle, burada ne oluyor? Ayrıca bana efendim deme.
-Nasıl yani efendi.. yani Claude?
+Herkes benden korkuyor ve zorunlu saygı gösteriyor, bu iğrenç bir şey, bilmediğim ne dönüyor? Bana sadece belirli bir kısmın lideri olacağım söylendi tüm geminin değil.
-Tam söylemediler mi? Belirli kısım yani bu gemi için lidersiniz, diğer gemiler için değil.
+Bu ne saçma bir kelime oyunu böyle!
-Benim suçum değil efendim, korkmalarının sebebi ise şirketin katı kuralları. Lider sürekli güçlü olmalı ve üzülmemeli.
+Anlaşıldı, bunu değiştirebilir miyim?
-Hayır, kurallar çok katıdır ve her zaman tüm gemi izlemektedir.
+Peki madem öyle olsun, sen yanımda mı yatıyorsun odan yok mu?
-Yok efendim, yanınızda yatacağım, rahatsız olursanız yerde yatabilirim.
+Ne saçma bir şey, gerek yok yatabilirsin.
Claude da yatağa geçti ve tavana doğru gözlerini kitleyip kendini dışı dünyadan arındırıp analiz moduna geçti. Yaşadığı şeyler mantıklı değildi, kendine göre pek de önemli birisi değildi ve zorunlu saygı görmek hiç ona göre bir şey değildi, her zaman samimiyet ve doğallıktan yanaydı, resmi bir şey olduğu zamansa bunun normal düzeyde olması gerekirdi böyle değil. En başa dönüp tüm yaşadıklarını düşünmeye başladı, o sıra ise yolculuk devam ederken gözlerini tavandaki mavi ışığa çevirip yavaşlarını göz kapaklarını kapattı ve uyuya kaldı.
12 saat sonra.
Sanki birisi onu saatlerdir dövüyormuş gibi uyandı, gözlerini açtığında sanki açmamış gibiydi, her yer zifiri karanlıktı. Eli ile yatağı yokladı asistanı bulmak için ama nafile orada değildi, biraz bekledi ve gözlerini hızlıca açıp kapatmaya başladı alışması için, o sırada kirpikleri göz bandına çarptı ve afalladı. O göz bandı kullanmazdı, asistanı takmış olmalıydı. Çıkardı ve uyumadan önce baktığı mavi ışığın kırmızı olduğunu gördü, bu pek hayra alamet değildi. Ağır ağır doğruldu ve ayağa kalktı, kapısını açtı ve etrafa bakındı, sıfır ses sıfır gürültü sadece tüm ışıklar kırmızı. Durdu ve soğukkanlı şekilde düşündü ve panik yapmamaya karar verdi, kaptan bölümüne doğru yürüdü kapıyı açtı ve tam da beklediği gibi kimse yoktu. Düşündü belkide bu geminin uyku modudur ve herkes uyuyordur diye, kaptan köşkünden çıkıp bir kaç odayı kontrol etti ve kimseyi bulamadı. Kalan odalara da baktı ve hiçbir varlığa rastlamadı. Yemekhaneye gitti ve oranın da boş olduğunu gördü, kendine yemek hazırladı ve yemeğini alıp kaptan kısmına köşküne gidip gemiye binmeden önce tartıştığı kaptanın koltuğuna oturup yemeye başladı. Yerken ekrana baktı ve çiğnemesi durdu, ekran da bir şey gözüküyor ama gözükmüyor gibiydi, tüm anlam veremediği olayları anlamlandırabilirdi ama bunu gerçekten anlamlandıramazdı. Ne sembol ne harf ne sayı, çok garipti. Araştırma için düğmelere basmaya başladı fakat ekran değişmedi, sabitti.
Önündeki camdan dışarı baktı ve tüm soğukkanlılığı aniden gitti ve yerini devasa bir yalnızlığa bıraktı. Karşısında ne bir gezegen ne bir yıldız, sadece hiçlik vardı. Dışarı kitlenmiş şekilde bakarken geminin geçirdiği sarsıntı ile kendine geldi, deprem oluyor gibi sağa ve sola doğru sallanıyordu, yemeği ve içeceği üstüne döküldü ve arkasından gelen ses ile vücudu anında adrenalini yükseltirken döndü ve karşısında bir varlık gördü, baktığı gibi tüm hisleri kayboldu ve yerini sakinliğe bıraktı. Hiçbir şey düşünemiyor ve onun güzelliği karşısında kelimenin tam anlamı ile büyülenmiş gibi kala kalmıştı. Varlık ona yaklaştı ve nazikçe parmak ucu ile Claude'un kafasına dokundu, o sırada ise Claude'un tüm hayatı gözlerinin önünden geçti ve varlık ise hafif şekilde geri savruldu ve gözlerinin içine bakarak;
+İnsan.
Dedi, Claude 30 yıllık hayatında binlerce insan görmüş geçirmiş birisiydi ve hiçbir kadında bu kadar sakinleştirici ve güzel bir ses tonu duymamıştı. Ağzını açıp konuşmaya çalıştı;
-Eeee efee efendim?
+Türünüz çok ilginç, savaş diye bir kavramınız var ve onun adı altında birbirinizi öldürmek denen eylem ile yok ediyorsunuz.
-Aaa aa anlamadım?
+Sakinleş.
Claude bu sesi duyduğu gibi eğitimli bir köpek gibi itaat etti ve normale döndü.
+Ulaşım aracın beni uykumdan uyandırdı, neden?
-Sen kimsin?
+Evren olarak nitelendirdiğiniz bu yerin başlangıcından beri var olan birisiyim. Bir adım yok, bir kimliğim yok, bir dilim yok, konuşmak dediğiniz şeyi az önce senden aldığım bilgiler ile öğrendim, yanında cinsellik dediğiniz garip bir şey ile beraber.
Claude bunu duyunca kızardı.
-Üzgünüm, zihnime girmeden önce uyarsaydın keşke.
+Sorun değil insan, şimdi beni hissediyor musun?
Claude bunu duyduğunda başına keskin bir ağrı girdi ve çok sert bir dejavu yaşadı. Gemiye ilk bindiği zaman odasına girdiğinde bu cümleyi duymuştu, aynı ses aynı söyleyiş idi, tüyleri ürperdi.
+Seni ben uyandırmadım, neden ben dünyada iken zihnimden bana seslendin?
-Hayır beni sen uyandırdın, hergün bana seslendin.
Claude düşündü, kimseye seslenmemişti, bir an farkına vardı ve konuştu.
+Sana dokunabilir miyim?
-Tabi ki insan.
Claude kalktı ve ağır adımlar ile varlığın yanına gitti, elini omzuna doğru uzattı ve dokundu, hissettiği şey ise buz gibi bir koldu. Düşünmekten beyni yanmaya başlamıştı fakat mantıklı kalması gerekiyordu, dünya dışı yaşam vardı evet bunu zaten biliyordu ama daha önce hiçbirisi insanları kale alıp onlarla iletişim kurmamıştı, kuramamıştı. İnsanlığın en büyük hatası onların da insanların ürettiği frekanslar ile anlattığını düşünmesiydi, görüyorlardı fakat korkudan dokunamıyorlardı. Karşısındaki ise az önce telepatik olarak onun zihnindeki tüm verileri alıp konuşmayı öğrenmiş ve insanlığı bilen birisiydi, Claude test etmek istedi.
Elini omzundan çekip aşağı indirip parmağının ucu ile göğsüne dokundu, varlık tepki vermedi, Claude ise hemen elini çekti bunun taciz olduğunu düşünüp. Kendince test etti bu varlık rol yapan bir insan değildi, öyle olsaydı zaten bu vücut ısısı ile hayatta kalamazdı. Dayanamadı ve sordu;
+Benden ne istiyorsun?
-Yanıma gelmeni insan.
+Yanındayım zaten?
+Gerçekten yanıma.
Dedi ve eliyle geminin çıkış kapısını gösterdi, Claude ise tekrar düşünmeyi bıraktı ve çıkış kapısına doğru yürüdü, kolu çekti kapı yüksek sesli öterek açıldı ve Claude kendini uzay boşluğuna bıraktı. Bıraktığında ise aniden gelen üşüme ile gemiye baktı ve tüm mürettebatın yerde yattığını gördü, ağzını açmaya fırsatı olmadan ölümün tatlı sıcağı ile gözlerini kapattı.
2 yıl sonra.
Haber bültenimize 2 yıldır çalışması süren ve sonunda bulunan kayıp gemi ile başlıyoruz. Uzmanların yaptığı incelemeye göre, kamera kayıtlarına baktıkları zaman işçi sınıfının basit bir hatası yüzünden gemiye sızan gaz sonucu tüm mürettebat hayatını kaybetmiş. Yapılan son incelemerde gemideki 101. Kişinin ise kendi kendine konuştuğu ve en sonunda kendini uzay boşluğuna bıraktığı gözüküyor. Buradan hayatını kaybeden 101 çalışanın ailelerine başsağlığı diliyoruz. Şirket ise açılan davalardan dolayı kapanmış, üst mevkideki kişiler adalet karşısına çıkarılıp idam edilmiştir.
~Son~